17/12/2008 ·
Mevlana Celaleddin Rumi
(1207-1273)
Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur.
1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.
Bahaeddin Veled ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.
Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'de "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.
Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.
Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk' ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını Mevlâna'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.
Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.
"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"
ESERLERİ :
MESNEVİ
Mesnevî her ne kadar klâsik doğu'şiirinin bir şiir tarzı ise de "Mesnevî" denildiği zaman akla "Mevlâna'nın Mesnevî'si"gelir. Mevlâna Mesnevî'yi Çelebi Hüsameddin'in isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi'nin söylediğine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram'da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış. Mesnevî'nin dili Farsça'dır. Halen Mevlâna Müzesi'nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.
Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî'sinde, tasavvufî fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.
DİVAN-I KEBİR
Dîvân, şairlerin şiirlerini topladıkları deftere denir. Dîvân-ı Kebîr "Büyük Defter" veya "Büyük Dîvân" manasına gelir. Mevlâna'nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Dîvân-ı Kebîr'in dili de Farsça olmakla beraber, Dîvân-ı Kebîr içinde az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yar almaktadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı'nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dîvân-ı Kebîr'in beyit adedi 40.000 i aşmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr'deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu dîvâna, Dîvân-ı Şems de denilmektedir.
MEKTUBAT
Mevlâna'nın başta Selçuklu Hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen dini ve ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur. Mevlâna bu mektuplarında, edebî mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında "kulunuz, bendeniz" gibi kelimelere hiç yer vermemiştir. Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa o sözlerle ve o vasıflârla hitap etmiştir.
Fİ Hİ MA Fİ H
Fîhi Mâ Fih "Onun içindeki içindedir" manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlâna'nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane'ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.
MECÂLİS-İ SEB'A
(Yedi Meclis) Mecâlis-i Seb'a, adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna'nın yedi meclisi'nin, yedi vaazı'nın not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlâna'nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır.
Bazı bilgiler için kaynak: İnternet isteleri
ÇAĞATAY ŞAHAN
İŞ TEL:0312.2036041
CEP:0505.2648474
E-POSTA:cagataysahan2006@yahoo.com
25/11/2008 ·
ALEVİLİK-2
Alevilikte İbadet
Alevi cemaati, Hz.Muhammed'in son Peygamber ve Hz.Ali'nin ise Veliliğine yani İmamlığına inanmaktadırlar. Cemevi’nde ibadet yapar ve Kadir Gecesi 'ni bağlayan günlerde üç gün, Muharrem ayında ise farz olduğuna inandıkları 10 ila 12 gün olmak üzere oruç ibadetini yerine getiriler. Kutsal kabul edilen Muharrem ayından sonra üç gün Hızır Orucunu, önce ise yine 3 gün Masumu Paklar orucunu tutarlar.
Alevi toplumu içinde kendi içinde oluşan ve bir çeşit hiyerarşi olan "yol"a gönül vermiş kişiye "talip" denir. Yolun kurallarını yerine getirerek, bilgi ve kültür seviyesini arttıran kişi derece olarak yükselir. Yolun temelini 4 kapı 40 makam anlayışı oluşturmaktadır. Bu kapılar sırayla; şeriat, tarikat, marifet ve hakikat kapılarıdır. Bu kapıların ayrıca onar tane alt makamı vardır. Anlam itibarı ile Şeriat kapısı, kısaca doğru inanç ve doğru yaşam tarzıdır ve toplumdaki bireylerin inanç ve hayat kurallarını düzenler. Tarikat kapısı, tarikata hizmet etmek ve Aleviliğin kurallarına özen göstermek manasındadır. Marifet kapısına ulaşan kişi, kendisi için kuralları aşıp başkaları için de bir şeyler yapabilmekte, fedakarca davranabilmektedir.Hakikat kapısı ise bütün dünyevi kaygılarndan sıyrılıp, kişinin Allah ile arasındaki var oluş sırrına nail olması demektir.
Alevi cemaatin toplu halde ettikleri ibadetin adı olan Cem;Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme anlamına gelmektedir. Cem’in kaynağının ise Kırklar Ceminden geldiği inanılır. Cem ibadetine göre, Cem de bulunan kişiler aynı zamanda toplumda da hesap vermekle yükümlüdürler. Cem olayı bir birlik ve beraberlik anlamı taşıdığından, kişiler birbirlerinden razı olmalı, küsler barışmalı, husumetler giderilmelidir.Yoksa Cem’e başlanmaz.Bir Dede´nin gözetiminde yapılan Cem ibadetine katil, hırsız, yolsuz,topluma zarar verecek kişiler ve düşkün kimseler giremez.
Bir olma, birlik olma, Yaratan’la bir olma, bütünleşme anlamında “secde edilen yer” ve “toplanma” adında Alevilerin ibadet ettiği yere “Cemevi” denir;. Geçmişte de Tekke, Meydan Evi, Kırklar Meydanı, Zaviye, Dergâh Ahmet Yesevî Dergâhı, Hacı Bektaş Dergâhı, Seyit Gazi Dergâhı, Abdal Musa Tekkesi, Yunus Emre Tekkesi) olarak da isimler almıştır.Cemevleri sadece ibadet amaçlı kullanılmaz. Topluluğun toplumsal veya bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmektedir.
Dede, inançsal önderdir. Dedelik için Ehlibeyt soyundan yani 12 İmam soyundan gelinmesi esastır. Kendine has bir is yapısı ve hiyerarşik düzeni vardır.
Her Alevinin bir dedesi olduğu gibi her dedenin de bir dedesi (mürşidi) vardır. Talib olarak bilinen kişinin inanç bazındaki davranışlarından balı olduğu dede sorumludur. Dede bu nedenle talipleri eğitmekten ve esas yolu göstermekten de sorumludur.Sorumluluk sınırı çok fazla Dedeler, taliplerin bütün düşünsel, manevi sorunlarına çözüm getirir, sorularına cevap bulan bir önderdir.
Dedelik kurumunun yapılanmasına göre mürşit-rehber bağlamında, dede ayni zamanda başka bir dedenin talibidir. Talip gibi dede de bir yanlışa düştüğünde yada hata yaptığında kendi dedesine yani mürşidine sığınmaktadır.
Duazdeh'in kısaltılmış ifadesi olan Duaz, Cem törenlerinde söylenen ve Oniki İmamlar'ın adlarının geçtiği, bir nevi dua olarakta nitelendirilen deyişlerdir. Bu deyişlerde Oniki İmamlar'ın yanı sıra başta Peygamber Efendimiz ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevî büyüklerinin isimleri de geçmektedir. Duazın, nefesin, türkünün, deyişin anlamı Alevilik için çok manidardır. Deyiş Alevîliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt isimler olmaktadır.Alevîlikte Duaz ve Deyişler ve ibadet dili Kürtçe ve Türkçedir.
Divan edebiyatında ölen bir kimsenin yiğitliğini, cömertliğini iyiliğini, yaptıklarını övmek ve ölümünden duyulan acıyı dile getirmek için yazılan şiir türü demek olan mersiye,genel anlamda özel günlerde, ölüm törenlerinde okunur.Mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Mersiyeler genellikle mesnevi ve terkib-i bent nazım biçimlerinde yazılmıştır. Ünlü divan şairi Baki'nin Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü üstüne yazdığı Kanuni Mersiyesi, bu türün en güzel örneklerindendir.
Kaynağı Kırklar meclisine dayanan Semah gösterisi, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin ismidir Hünkâr Hacı Bektaşı Veli bu konuda şöyle söylemektedir: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibâdeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir". İnanışa göre, bu meclise gelen Hz.Muhammed’e Salmanı Farisi tarafından bir üzüm tanesi verilir ve Salmanı Farisi kendisinden bunu paylaştırmasını ister. Hz.Muhammed, Cebrail’in getirdiği tabakta bu üzüm tanesini sıkar. Bunu içen Kırklar "Ya Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar. Geçmişte sadece Cemlerde dönülen semahlar, özüne aykırı düşmedikçe, şov şekline getirmedikçe izleyiciler önünde de icra edilmektedir.
Alevî vatandaşlarımız, Milli Mücadele yılları dahil olmak üzere, vatanına bağlı, laik düşünceyi benimseyen, Atatürk ilke ve İnkılapları doğrultusunda hareket eden bir vatan sever olduklarını defalarca ispatlamışlardır. Tekkelerinin kapatılmasına rağmen, Cumhuriyet Türkiye'si ve onun laikliği seçmesi, hoş karşılanmıştır. Alevîler geleneksel olarak, Cumhuriyet devriminin ilkeleri taraftarı olmuşlar, her zaman bağlı olduklarını göstermişlerdir.
Kaynakça AB Basın Açıklamaları (İngilizce), İngilizce Vikipedi, Alevî maddesi
Selam ve saygılarımla.
ÇAĞATAY ŞAHAN
İŞ TEL:0312.2036041
CEP:0505.2648474
E-POSTA:cagataysahan2006@yahoo.com